Geleceğin Okulu Nasıl Olmalı?
Bugünün çocukları, dünün eğitim modelleriyle değil; geleceğin dünyasına hazırlayan okullarla büyümeli. Artı Okulları olarak biz, öğrenmenin yalnızca masa başında değil, oyunla, doğayla, duygularla ve teknolojiyle iç içe yaşandığında kalıcı olduğuna inanıyoruz.
Oyun, doğa, teknoloji ve duygusal zeka nasıl dengelenmeli?
Bir çocuk, oyun oynarken plan yapmayı, doğada yürürken fark etmeyi, teknolojiyi keşfederken üretmeyi, duygularını tanıyarak insan olmayı öğrenir.
Bizim görevimiz, bu dört alan arasında dengeli bir köprü kurmaktır. Oyun, öğrenmenin kalbidir, teknoloji ise bu kalbi güçlendiren araçlardan biridir. Doğa, çocuğa sakinliği ve merakı öğretir. Duygusal zeka ise tüm bu sürecin anlamını şekillendirir.
Finlandiya’dan ilham alan, Türk kültürüne uyumlu yaklaşımlar
Dünyadaki başarılı eğitim modellerini yakından incelediğimizde Finlandiya eğitim sistemi, çocuk merkezli yaklaşımıyla bize ilham veriyor. Çocuklarımızın ritmini, ailelerimizin yapısını, kültürel değerlerimizi göz önünde bulundurarak uyarlıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki, iyi bir okul evrensel ilkeleri benimser fakat yerel değerlere dayanır.
Geleceğin Dünyasında Başarılı Olmak Ne Anlama Geliyor?
Geleceğin dünyasında başarı, ezberlediğimiz bilgilerle değil; düşünebilme, üretme ve uyum sağlama becerileriyle ölçülecek. Çocuklarımızın yaşayacağı dünyada doğru cevaplar kadar doğru sorular sormak da önem kazanacak. Bu yüzden biz, bilgi ezberletmek yerine merak etmeyi, sorgulamayı ve öğrenmeyi öğretmeye odaklanıyoruz.
‘Artı’ modelinin fark yarattığı alanlar
Artı Okulları’nda çocuklar ezberlemez; deneyimler. Her sınıfta merak eden, sorgulayan, kendi fikrini söylemekten çekinmeyen bireyler yetişir. Akademik başarıyı, duygusal olgunluk ve yaratıcılıkla birlikte geliştiririz. Çocuklarımıza yalnızca bilgi değil, öğrenmeyi, öğrenme becerisini kazandırırız çünkü geleceğin dünyasında asıl farkı bu beceri yaratır.
